DOLAR: 3.62 TL
EURO: 4.03 TL

Tiyatro Örnekleri Nelerdir? Tiyatro Çeşitleri Nelerdir?

29.03.2014
184 kez görüntülendi

Tiyatro Örnekleri Nelerdir? Tiyatro Çeşitleri Nelerdir?

Tiyatro türüne ait yazılmış birkaç örneği sizin için bir araya getirdik:

Düüt

Kahramanlar
Anne
Baba
Çocuk

Oyun
(Salonda anne ve baba birer koltukta oturmaktadır, baba gazete okumakta, anne örgü ile uğraşmakta, çocuk ise yerde oyuncakları ile oynamaktadır.Çocuk elindeki kamyonu halının üzerinde sürerek: )

Çocuk: Düüt!
Anne: Maşallah bey, oğlumuz büyüyor.
Baba: Tabii canım, kimin oğlu! Kafaya bak kafaya tıpkı ben! (Oğlunun saçını okşar.)
Çocuk: Düüt!
Anne: Hatırlıyor musun nefes almıyor diye korkudan ölmüştün.
Baba: Hatırlamaz mıyım, çok korkutmuştu kerata, aslan oğlum, akıllı oğlum benim.
Çocuk: Düüt!
Anne: Maşallah bey, oğlumuz çok zeki! Başkasının çocuğu olsa şimdi ne bulsa ağzına alırdı. Bizimki öyle mi, amanın da benim akıllı kuzuma!
Çocuk: Düüt! (Anne- baba ellerindekilerle meşgul olurken çocuk kamyonu ağzına alır.)
Anne: Bey?…
Baba: Efendim hanım?
Anne: Sence de bizim oğlan mühendis olur değil mi?
Baba: Ne münasebet canım, bizim oğlan doktor olacak.
Çocuk: Düüt! (Seyirciye bakıp gülümser.)
Anne: Aşk olsun ne var yani mühendis olsa!
Baba: Olur mu öyle şey! Doktor olacak o kadar!
Anne: Aaa ne bağırıyorsun be! Hem neden senin dediğin olacakmış, benim oğlum mühendis olacak işte!
Baba: Hanım! Adamın asabını bozma doktor olacak oğlum doktooor!
Anne: Hiç de bile mühendis!
Baba: Doktoooorrrr!
Anne: Mühendiiiiiiiss!
Çocuk: Düüüüüüüüüüüüüt! (Olduğu yere yığılır.)
Baba: Oğlum, aslan oğlum ne oldu!?
Çocuk: Düt! (Ağlar)
Baba: Düt oğlum düt…

FAYDASIZ İLİM

AMELE      : Off, of anam öldüm yorgunluktan. Şurada biraz dinleneyim bari. Ooh! Dünya varmış haa!.. Yav bu kovalar da amma ağır ha… Belim kırıldı neredeyse…

FİLOZOF : Selamün aleyküm, ne yapıyorsun delikanlı?

AMELE     : Aleyküm selam. Şu kovaları eve götürüyorum ihtiyar. Yoruldum da, biraz dinleyim dedim.

FİLOZOF : İyi etmişsin. Ben de baya yoruldum.

AMELE     : Gel otur da biraz dinlen, hem sohbet ederiz.

FİLOZOF : Doğru… Biraz dinlensem iyi olur. Şurada oturayım da laflayalım seninle. Söyle bakalım ne iş yaparsın sen?

AMELE     : Ameleyim… Ne iş olsa yaparım.

FİLOZOF : Ne taşıyorsun bu kovalarda?

AMELE     : Birinde buğday var, diğerinde kum…

FİLOZOF : Buğdayı anladım da diğer kovadaki kumu ne yapacaksın?

AMELE      : Hiçbir şey… Kovanın birinde buğday olduğu için, öbür taraf boş kalmasın, dengeyi sağlasın diye kovaya kum doldurdum.

AMELE      : Ne oldu? Niye güldün ihtiyar?

FİLOZOF : Kusura bakma delikanlı. Kumu boş yere taşıyarak kendini yormak yerine, buğdayın yarısını diğer kovaya koysaydın dengeyi yine sağlardın. Dolayısıyla yükün böyle ağır olmazdı.

AMELE     : Hay Allah! Hakikaten doğru yav. Ben de amma safım yaa… Kumu boş yere taşıyıp durmuşum buraya kadar. Yahu ihtiyar, sende bu zeka varken niçin bu haldesin? Yoksa kılık kıyafet   değiştirip, halkın arasına çıkmış bir padişah falan mısın?

FİLOZOF : Kılığıma bakıp da beni yargılama. Çul içinde aslan yatar, demişler. Ben sadece halktan bir insanım.

AMELE     : Peki kaç koyunun, kaç deven var?

FİLOZOF : Ne devem var, ne de koyunlarım.

AMELE     : Dükkanın falan mı var?

FİLOZOF : Nerde dükkan, nerde ev…

AMELE     : Öyleyse paran pulun çoktur senin. Böyle derin bilgilere sahip olan kişi para kazanmanın bin türlü yolunu bilir…

FİLOZOF : Yok, yok… Öyle param pulum da yok delikanlı.Gördüğün gibi beş parasız, yarı çıplak biriyim. Bizim gibilere filozof derler. Böyle dolaşır dururuz işte. Gittiğimiz yerlerde insanlar birkaç dilim ekmek verirlerse krnımızı doyururuz.

AMELE    : Ya, demek öyle… Sen yoluna devam et ihtiyar. Bana olan nasihatini da kendine sakla. Gerçi ben bir kova buğdayı ikiye bölüp denge kurmak yerine, diğer kovaya kum dolduracak kadar saf akıllıyım. Ama Allah’a şükür kimseden bir şey dilenmeden yaşayıp gidiyorum. Senin gibi, faydasız bilgiden Allah’a sığınırım..

Tiyatro Çeşitleri

Sahne üzerinde ve bir seyirci topluluğu önünde , sanatçılar tarafından , hareketli olarak canlandırılacak nitelikte yazılmış olan yazılara tiyatro yapıtı ya da piyes denir . 

Tiyatro eserleri müziksiz ( trajedi , komedi , dram ) ve müzikli ( opera , operet , komedi müzikal , bale , revü , skeç ) olmak üzere iki grupta toplanır . Ama edebi türler içinde en canlı ve yaşama en yakın olanı tiyatrodur . 


TrajediKişilere korku , heyecan ve acındırma telkinleriyle ders vermek amacı güden en eski tiyatro çeşididir . Nazim halinde yazılması ve değişmez kaidelere bağlı olması sebebiyle öbür tiyatro çeşitlerinden kolayca ayrılır . 
Trajediler genellikle beş perdelik oyunlardır . Eski Yunan’da , çok oynanan bu eserler 3 ve ya 6 perdelik de olabilirdi . O zamanki tiyatrolarda dekor bulunmaz , ancak sahnenin bir köşesinde olayların sebep ve sonuçlarını anlatan bir koro yer alırdı . 
Kahramanlar; kral , kraliçe , prenses , eski Yunan’ın tanrı ve yarı tanrıları gibi en üst tabaka kişilerden seçilmiştir . Orta tabaka ve basit halk adamlarına rastlanmaz . Kahramanları arasında geçen olaylar insanların ruhi zayıflıklarını , ihtiraslarını , iradeye bağlı yüce davranışlarla çarpıştırır .


Trajedilerde; olay , zaman ve çevrede birlik demek olan ”üç birlik kuralı” benimsenmiştir . Trajedilerde iç içe girmiş karışık olaylar bulunmaz . Ayrıntıya girmeden tek bir olay gösterilir . Olayın ön ve son tarafları , sebepleri ve sonuçları gerektikçe konunun ağzından halka duyurulur . Buna “olay birliği” denir . Trajedi olayının bir günde ( 24 saat ) olup bitmiş gibi gösterilmesine “zaman birliği” , tek bir şehrin belli bir köşesinde başlayan olayın yine orada bitmesine de “çevre ( mekan ) birliği” denir .


Trajedilerde parlak nutukları andıran yüksek ve asil bir üslup kullanılır . Kaba , çirkin ve niteliği düşük sözler bulunmaz . Trajedi şairleri mısralarının derin manalı ve hikmet dolu olmasına önem vermişlerdir


Trajedilerde kadere , ahlak , töre ve geleneklere üstün bir değer verilmiştir . Trajedinin maksadının “insani acılarının ifade edilerek seyircilerin ruhunda korku ve merhamet uyandırılması” olduğu kabul edilmektedir . 


Komedi 

Kişilerin , olay ve âdetlerin gülünç , eğlendirici , yönlerini göstermek amacıyla ders vermeyi ve hoşça vakit geçirtmeyi hedef edinen tiyatro çeşididir . 
Dalkavukluk ( çıkar sağlamak için birine aşırı saygı gösteren kimse ) , korkaklık , cimrilik , dalgınlık , ukalalık gibi insanlar için birer kusur olan huy ve alışkanlıklar dev aynasında büyütülerek ve abartılarak seyirciyi güldürecek tarzda sahneye konulur . Bu kusurlar derece derece pek çok insanda bulunduğundan bir bakıma seyirciyi kendi kendine güldürmüş olur . Böylece seyirciye ince bir ders vermek istenir .


Komedilerde de konu , çevre , zaman birliği ( üç birlik kuralı ) benimsenmiştir . Konuları günlük hayattan alınan komedilerde kahramanlar rastgele kişilerdir . Çevre belli bir yerdir . Trajedilerin aksine kaba şakalar , kelime oyunları , kötüleyici imalar önemli yer tutmuştur . Molier’in komedileri üslup bakımından daha topludur .


Her zaman ve her yerde rastlanan insan kusurlarını belli tiplerde göstererek gülünç eden komedilere “karakter komedi” , belli bir toplumu ve ya bütün insanlığı alarak bozuk ve aksak yanlarını hicveden komedilere “töre komedisi” , edebi hicvin sahneye uygulanmış şekline “yergi komedisi” , bir derinliği olmayan , sırf güldürmek için yazılan komedilere de “entrika komedisi”denir . Dram 

Trajediyle komediyi bir araya getiren tiyatro çeşididir . Modern tiyatronun sürekli olarak aristokrat zümrenin yaşayışını veya sadece hayatin gülünç taraflarının sahneye konmasını yeterli bulmayarak hayati birçok tarafıyla temsil etme arzusundan doğmuştur . 
Dram , nesir ve nazım halinde yazılabildiği gibi üç perdeden beş perdeye kadar olabilir . Üç birli kuralını tamamen reddeder . Beşeri temalardan çok toplumcu ve milli konuları işler . En kanlı ve çirkin olayları seyirciye göstermekten çekinmez .


Konuları hayatın acıklı ve ya gülünç , çirkin ve ya güzel hemen her olayından alınabilen dramda kader , ümit , neşe , şüphe , tasa , facia ve komik davranışlar bir arada bulunabilir . Kahramanları arsında her tabakadan halkın yanı sıra üst tabaka kişileri de bulunur . Her türlü mizaca yer verilir . Dram eserleri hakikati göstermek iddiasında olmuşlardır .


Dramın ciddi ve ağırbaşlı yazılmış şekline “piyes” , duygulandırıcı ve fazla heyecan verici olanına “melodram” , bir masalın sahneye getirilmesine de “feeri” denir . 

Opera 

Bütün sözler , hareketler ve jestlerin musikiyle bestelenmiş ve orkestra şefinin idaresine verilmiş dram ve trajedilerdir . Trajedilerde bir tek kelime müziksiz söylenmez . Opera , musiki , kilise ve paganizm ( Eski Yunan Putperestligi ) den çıkmıştır . Ağır bir hüzün havası vardır . Olaylar acık ve hislidir . Çok gösterişli dekor ve kıyafetler içinde sunulur . 

Operet

Sözlerinin müziksiz kısımları müziklerden çok olan tiyatro eserlerdir . Halka hitap etmek için yazılır . Operetlerde renk , ışık , kıyafetler ve dans en göze çarpıcı şekilde kullanılır . 

Revü

Operetin daha hafif fakat hiciv , alay , tenkit dolu çeşididir . 

Skeç 

Beş-altı dakikaya sığdırılan tablolar halinde kısa , musikili oyunlardır . Bir çeşidi de radyo skeçleridir .

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık