DOLAR: 3.77 TL
EURO: 3.99 TL

Suyun İnsan Hayatındaki Önemi ve Gerekliliği Nedir?

06.04.2014
195 kez görüntülendi

Suyun İnsan Hayatındaki Önemi ve Gerekliliği Nedir?

Susuz yaşam mümkün değildir. İnsan gıda almadan haftalarca yaşayabilir. Fakat su içmeden birkaç gün yaşamını sürdürebilir. Biyologlar “susuz hayat olmaz” derler. Bu insanın biyolojik yapısının tartışmasız gerçeğidir. Antik çağda doktorlar hastalarını suyla tedavi ederdi. Su en eski güzellik malzemesi ve en iyi doğal ilaçtır. Temizler, canlandırır, zindeleştirir, güzelleştirir. Yani su hayat iksiridir.
İnsan vücudunun %70’i sudan oluşmuştur. İnsan vücudu susuzluğa en fazla 3 gün dayanabilir. Su bize aynı zamanda doğal güzellik verir. Vücudu temizler ve önemli besin maddelerini organlara taşır. Suyun içerdiği mineraller ve eser miktardaki elementler dokular ve kemikler için hayati önemi olan yapı taşlarıdır.

Yani hayat suda başlamıştır ve devamı için su şarttır.

Güneşin üçüncü gezegeni olan dünyamızın büyük bölümü denizler dediğimiz sudan oluşmuştur.  Yerkürenin az bir bölümü karadan ibarettir. Hayat organik öğelerden zengin olan denizlerde başlamıştır. Evrim teorisine göre, erken aşamada sudaki organizmalar güneş enerjisini fotosentez yoluyla karbonhidrat olarak tutmuşlardır. Fotosentez olayı, su ile karbonun birleşmesidir. Başka bir deyişle, karbonhidrat su yüklenmiş karbondur.

Evrim süreciyle organizmalar geliştikçe canlılık işlevlerini sürdürmek ve çoğalmak için protein, yağ gibi diğer makromolekülleri de oluşturmuşlardır. Organizmalar suda çözünmüş kalsiyumdan yararlanarak, bir yandan canlılığın gereği metabolik işlevlerini sürdürürken, diğer yandan iskelet yapılarını geliştirmişlerdir. Omurgalı canlılarda suda bulunan kalsiyum sayesinde kollojen esaslı yumuşak doku sertleşerek iskeletin gelişimi sağlanmıştır. İskeletin gelişimi, organizmanın büyümesini gerçekleştirdiği gibi suda oluşan çevreden karaya çıkmayı da sağlamıştır. Omurgalı canlılar suda oluşan çevreden karaya çıktıklarında, topraktan bitkilerin bünyelerine katılan kalsiyumdan yararlanma yöntemlerini geliştirme gereksinmesi duymuşlardır. Bu gereksinme, omurgalı canlıların derilerinin güneş ışınlarıyla teması sonucu D vitamininin senteziyle karşılanmıştır. Kalsiyum, D vitaminiyle ince bağırsaklardan emilerek kemiklerde yerleşmekte ve metabolik süreçlerde kullanılmaktadır.

Günümüz insanının beden yapısının çoğunluğu sudan oluşmuştur.  Yeni doğan bir bebeğin bedeninin yaklaşık %71’i su iken büyüme süreciyle su oranı azalmakta, yağ ve protein oranı artmaktadır. Yetişkin insan bedeninin yaklaşık %60’ı sudur. Erkek bedeninin su oranı kadınınkinden biraz daha yüksek, yağ oranı ise biraz daha düşüktür. Örneğin 70 kilogram ağırlığındaki bir erkek bedeninin 38 kilogramı, 60 kilogram ağırlığındaki bir kadın bedeninin de 33 kilogramı sudan oluşmaktadır.
Bedendeki suyun 2/3’ü hücre içi sıvılardan, 1/3’ü de kan ve lenflerden oluşan hücre dışı sıvıdan gelmektedir.

Suyun Başlıca İşlevleri

Besinlerin ağızdan alınmasından hücre içinde kullanımına değin tüm aşamalarda suya gerek vardır. Ağızda besinin çiğnenerek yemek borusundan akabilir hale gelmesi suyu gerektirir. Midede sıvılaşması, sindirimin başlaması, incebağırsakta sindirimin sürdürülmesi, sindirilemeyen öğelerin kalınbağırsağa taşınması, sindirilen öğelerin kana emilmesi suyu gerektirmektedir. Besin öğeleri büyük çoğunluğu su olan kan ve lenf damarlarıyla hücrelere taşınır. Aynı şekilde solunumla akciğerlere giren oksijen de kanla hücrelere taşınır. Hücrede karbon içeren besin öğelerinden oksijen varlığında, vitamin ve minarellerin yardımıyla enerji oluşması, proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin birleşerek büyüme ve yıpranan dokuların onarımı için protein sentezlenmesi, harcanmayan enerjisinin yağ olarak depolanması gibi metabolik süreçler su çözeltisi içinde oluşur.

Metabolizma sonucu oluşan zararlı atıklar suyla dışarı atılır. Metabolizma sonucu oluşan ısı deri yolu ile dışarı atılır. Yaklaşık bir litre suyun buharlaşarak terle atılması 600 kilo kalorilik ısıyı bedenden uzaklaştırır.

Su insan hayatı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. Oksijen alımı durduğunda insan ölür. Yetişkin insan besin almadan bedenindeki karbonhidrat ve yağın tümünü, proteinin yarısını yitirdiğinde yaşamı tehlikeye girer. Buna karşın beden suyunun %10’u yitirildiğinde yaşam tehlikeye girer. Bedendeki su miktarının %20 eksilmesi ölümle sonuçlanır. Bu nedenle insan besin almadan günlerce yaşayabilmesine karşın su içmeden ancak birkaç gün yaşayabilir. Bu süre de bireyin içinde bulunduğu çevre koşullarına bağlıdır. Bedenden su kaybını artıran ortamlarda su içmeden yaşama süresi daha kısadır. İnsan besinlerle aldığı enerjinin harcanmayan kısmını depo edebilmesine karşın, su depolama yeteneğine sahip değildir. Bu nedenle de yaşamın  gereği olarak yitirdiği suyu anında karşılamak zorundadır.

Özetle, hayat suda başlamıştır ve suyla sürdürülmektedir.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık