DOLAR: 3.79 TL
EURO: 4.05 TL

Nazım Hikmet Kimdir? Neden Önemlidir?

07.04.2014
105 kez görüntülendi

Nazım Hikmet Kimdir? Neden Önemlidir?

Bu yazımız ise Türk edibiyatı tarihine malolmuş bir şair… ‘Güzel Yüzlü Şair’ veya ‘Mavi Gözlü Dev’ deyince hemen anlaşıldı sanırız… Evet Nazım HİKMET’ten bahsediyoruz. Buyrun Nazım Hikmete dair kısa bir hayat hikayesi…

nazim_hikmet

20 Kasım 1921 yılında Selanik’te, hayata gözlerini açan ünlü şairimizdir. 15 Ocak 1902 tarihinde ailesi tarafından nüfusa kaydettirilmiş ve doğum tarihi 1902 olarak resmi kayıtlara işlenmiştir. Feryad-ı Vatan Nazım Hikmet’in ilk şiiridir, 1913 senesinde yazılan bu şiir Nazım Hikmet için ayrı bir önem arz etmektedir.

Aynı yıl içerisinde Galatasaray Sultanisinde ortaokul öğrenimine başlamıştır. Heybeliada Bahriye Mektebi’ne geçişi ise 1917 yılında gerçekleşmiştir. Kurtuluş Savaşı sebebiyle Anadolu’ya geçer fakat Nazım Hikmet, sağlık sorunları nedeniyle Bahriye’den ayrılmak durumunda kalır. Belli bir süre sonra öğretmenlik gibi kutsal bir görev için Bolu’ya atanır Nazım Hikmet, daha sonra Moskova’ya giderek Siyasal ve İktisadi Bilimler eğitimi almaya başlar… 1921 yıllarında devrim ve ilk siyasi tecrübeleri ile birlikte hayatın içine girmeye başlar. Memleketinden uzak kalamayan Nazım Hikmet ülkesine dönerek Aydınlık Dergisinde yazmaya başlar fakat yazdıkları için 15 yıl hapis istemi nedeniyle Sovyetler Birliği’ne gider.1928 yılında yararlandığı af kanunu ile ülkesine dönmek için can atmaktadır ve bir an önce harekete geçer ve geldiği gibi Resimli Ay isimli dergide yazmaya başlar. Burada da işler yolunda gitmeyecekti ve 1938 yılında tekrar hapis cezasına çarptırılır. 12 sene tutukluluk hayatından sonra askere alınma ve öldürülme korkusu onu yeniden dışarılara yönlendirmiştir. 1950 senesinde tekrar Sovyetler Birliği’ne gitmem kararı alan Nazım Hikmet Ran, 25 Temmuz 1951 senesinde Türkiye vatandaşlığından çıkartılmıştır. Bunun üzerine büyük dedesinin toprakları olan Polonya’ya gider ve Borzecki soyadını alır. Nazım Hikmet bu çileli hayattan sonra 3 Haziran 1963 yılında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştur. 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile kendisinden alınan Türk Vatandaşlığı yeniden Nazım Hikmet’e verilmiştir.

Üslubu ve Başarıları:

Nazım Hikmet ilk şiirlerine hece ölçüsü ile başlamıştır fakat diğer hececilere nazaran yazdıkları ve ortaya koydukları çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Şiir konusunda kendini geliştirdikçe, şiir için farklı yönler ve duygular aramaya başlamıştır… Sovyetler Birliğinde yaşadığı ilk yıllar ortaya koyduğu eserler diğer şairlere göre daha farklı ve dikkat çekiciydi. Kendini sürekli olarak geliştiren bir sanatçıydı Nazım Hikmet buna bağlı olarak zamanla hece ölçüsünden vazgeçerek serbest ölçüde eserler sunmaya başladı. Şiirlerinden Sovyet etkisini görmeniz mümkündür. Volkan Konak, Fuat Saka, Zülfü Livaneli gibi daha birçok ünlü isim Nazım Hikmet’in şiirlerini bestelemiş ve dinleyicilerine sunmuştur. Yalnızca Türk sanatçılar değil Yunanistan’ın ünlü bestecilerinden Manos da Nazım Hikmet’in şiirlerini bestelemiştir.

Nazım Hikmet’in bilinen bazı eserleri ise şunlardır:

* Memleketimden İnsan Manzaraları

* Unutulan Adam

* Tahir ile Zühre

* Sevdalı Bulut

* Ferhad ile Şirin…

Ayrıca Ferhad ile Şirin’in oyunu da sergilenen eserleri arasında yer almaktadır. Nazım Hikmet’in şiirleri,romanları ve onun adına yapılan filmleri de mevcuttur.

Mavi Gözlü Dev,Bilinmeyen Yönleriyle Galina’nın Nazım’ı, Nazım’ın Küba Seyahati…

Son olarak bir şiirle bitirelim…

NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ – NAZIM HİKMET

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık