DOLAR: 3.78 TL
EURO: 4.04 TL

GÖZYAŞI NASIL OLUŞUR VE NEDEN TUZLUDUR? NEDEN AĞLARIZ?

15.04.2014
395 kez görüntülendi

GÖZYAŞI NASIL OLUŞUR VE NEDEN TUZLUDUR? NEDEN AĞLARIZ?

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz. 

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar.  İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.  Ağlama  şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.  Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.  Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış
şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.
Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.  Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı.
Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.  Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra  bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.  Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir  fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır. Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar.  İnsanı farklı kılan bu durum da  şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir  şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.

 

Peki ya Gözyaşımızın Tuzlu olmasının Sebebi Nedir?

Ter, idrar ve gözyaşı vücut sıvılarımızdan birkaçıdır. Vücut sıvılarının hepsinde çözünmüş
olarak bir miktar tuz bulunur. Gözyaşımızda bulunan tuz, gözümüze bulaşan hastalık etkeni
mikroorganizmaların yok edilmesini sağlar. Çünkü mikroorganizmaların çoğu tuzun fazla olduğu ortamlarda yaşayamaz.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık