DOLAR: 3.51 TL
EURO: 4.01 TL

Deniz Feneri Ne İşe Yarar?

24.04.2014
584 kez görüntülendi

Deniz Feneri Ne İşe Yarar?

Deniz feneri, fener kulesi olarak da bili­nir, kıyılara yakın bölgelerde seyreden deniz taşıtlarına yardımcı olmak amacıyla, kıyılarda ya da sığ sularda inşa edilen, aydınlatma aygıtlarıyla donatılmış ve çoğun­lukla kule biçimindeki yapıdır. Deniz fenerle­ri, gündüzleri yapının belirgin renginden, geceleri ise ışığının renginden, parlamasından ya da yanıp sönmesinden tanınabilir.

deniz_feneri

Bilinen ilk deniz feneri, yaklaşık 110 m yüksekliğindeki İskenderiye Feneri’dir. İS ilk birkaç yüzyılda Fenikeliler ve Romalılar da, başta Karadeniz, Akdeniz ve İngiltere’nin Atlas Okyanusu kıyılan olmak üzere birçok bölgede deniz fenerleri yaptılar. Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra de­niz ticareti oldukça yavaşladığından, 12. yüzyılda ticaretin yeniden canlanmasına değin Avrupa kıyılarında hemen hemen hiç deniz feneri yapılmadı. Bu dönemde, önce Fransızlar ve İtalyanlar Akdeniz’de, ardın­dan da Hansa Birliği, İskandinavya ve Almanya kıyılarında fener kuleleri inşa ettiler. 16. yüzyılın sonunda Avrupa kıyıla­rında en az 30 deniz feneri bulunuyordu. Modern deniz fenerleri 18. yüzyılın başla­rında yapılmaya başladı. Başlangıçta bu fenerler, ağaç kuleler halindeydi, ama bun­lar şiddetli fırtınalara ve büyük dalgalara fazla dayanmıyordu, inşaat malzemesi ola­rak taş blokların kullanıldığı ilk deniz feneri, 1759′da İngiltere’deki sarp Eddy-stone kayalıklarında yapıldı. Bu yapının tasarımını gerçekleştiren mühendis John Smeaton, klasik eski hiperbol eğrili mimari biçimi ilk kez bir deniz fenerine uygulamış­tı. Smeaton’ın bu yeniliğinin başarıya ulaş­ması üzerine, açık denizlerde de birçok deniz feneri yapıldı. 1820′ye gelindiğinde dünyada 250′ye yakın deniz feneri vardı. Deniz feneri yapımında, ana malzeme olarak kullanılan ve duvar örme yöntemiyle birbirine bağlanan taş blokları, 20. yüzyılda yerini çelik ve betona bıraktı. Bugün ise deniz fenerleri, alışılmış, sağlam görünüşlü silindir benzeri yapılar yerine, radyo verici istasyonlarının kulelerine benzeyen çelik iskeletler biçiminde yapılmaktadır. Açık denizlerde kullanılan başlıca üç çeşit deniz feneri vardır. Birincisi, kısmen deniz tabanına gömülen içi boş çelik silindirlerin (keson) içine beton doldurularak yapılanlar­dır. İkinci tür deniz fenerleri, dibine beton bir ağırlık bağlanan ve böylece deniz taba­nına oturan, üst bölümü ise su düzeyinin üstünde kalan kuleler biçimindedir. Üçün­cüsü ise, açık denizlerdeki petrol kuyularına benzeyen ve deniz tabanına boru biçiminde­ki çelik halatlarla tutturulan ve üzerinde ışık kulesinin yer aldığı geniş bir platformdan oluşur.

İskenderiye Feneri’nin yapımından 19. yüzyıla değin, deniz fenerlerinde, odun ateşi, mum ve yağ lambaları başlıca aydınla­tıcı malzeme olmuş, 16. yüzyılda bir ara kömür kullanılmıştır. Fener yanarken çıkan duman, ateşi rüzgâr ve sudan koruyan camların yüzeyini çok çabuk karartırdı. 18. yüzyılın sonlarında, balıkyağı, bitkisel ve madensel yağlar kullanabilen ve bu alanda bir devrim sayılan, dumansız yağ lambası bulundu. Bu lambalar yalmzca temiz ve daha güvenilir olmakla kalmıyor, metal yansıtıcılar ve büyüteçlerin yardımıyla, ışı­ğın daha uzaklara ve daha şiddetli biçimde gönderilebilmesini olanaklı kılıyordu. 19. yüzyılda prizmatik büyüteçler ve yansıtıcılar sayesinde, bir yağ lambasının zayıf ışığı, modern bir otomobil farının gücüne ulaşabi­lecek duruma geldi. Işığın yalnızca tek bir noktada yoğunlaşması, lambanın dönmesini gerekli kılıyordu ve böylece döner beykın-lar geliştirilerek hemen bütün deniz fenerle­rine yerleştirildi. 20. yüzyılın başlarında gazyağı ve asetilen lambaları geliştirildi. Asetilen lambası, ucuz, kullanışlı ve daya­nıklı olması nedeniyle bugün de bazı deniz fenerlerinde kullanılır. Fenerleri döndürmek için kullanılan ilk motorlar, büyük saatlerinkine benzeyen bir yay (zemberek) sistemiyle çalışıyordu. Daha sonraları aseti­len gazından, hem motorun çalıştırılmasın­da, hem de lambanın yakıtı olarak yararla­nıldı.

Öteki aydınlatıcılardan çok daha güçlü ve kusursuz olan elektrik lambaları, 1920′lerde deniz fenerlerinin başlıca aydınlatma aygıtı durumuna geldi. Elektrik lambalarının için­de en güçlüsü olan karbon elektrotlu ark lambasıyla 500 milyon mum (kandela) gü­cünde bir parlaklık oluşturulabilir. Mercek­ler ve yansıtıcılardaki duyarlılık sayesinde 250 W’lık bir ampul, yüzbinlerce mum gücüne yükseltilebilir. Yaygın olarak kulla­nılan ksenon flaşı, fotoğrafçılıktaki yeniden kullanılabilen flaşa benzer ve kısa patlama­larla yaydığı güçlü ışık çok uzaktan görüle­bilir.

Deniz fenerinin ve ışığının görülemediği kötü hava koşullarında sesli uyanlar yap­mak amacıyla, eskiden top ve çanlardan yararlanılırdı. Günümüzde ise, sirenler ve kornalar kullanılmaktadır. Ama sesin yayı-labildiği alanın hava durumuna bağlı olması nedeniyle birçok deniz fenerinde, telsiz ve gemicilerin kullandığı türden sinyalleri ya­yan ya da bir geminin radarını güçlendirebi-len radar kuleleri bulunur.

Aydınlatma amacıyla kullanılan ilk fener gemisi, 1732′de Thames Hahcindeki Nore Sand’de denize indirildi ve bunu başkaları izledi.

Modern bir fener gemisi 37 m uzunluğun­da, 7,6 m genişliğinde, çelik gövdeli bir teknedir. Genellikle yedi kişilik mürettebatı vardır ve fener görevi gören aydınlatma aygıtları, sıkıştınlmış hava ya da elektrikli sis sinyali aletleri, telsiz kulesi ve seyir radanyla donatılmıştır. Fener gemisinin yal­palaması durumunda bile ışığın yatay doğ­rultuda kalabilmesi için, ışık donanımı, kardan halkaların yardımıyla bir dengeleme platformu üzerine yerleştirilmiştir. Çok güçlü aydınlatma gerektirmeyen yerlerde ve uygun korunaklı sularda, asetilen ışığıyla ve gazla çalışan birçok insansız fener gemisi bulunmaktadır.

Fener şamandıralan ise, haliçlerdeki ka-naHarın ve limanlann çevresine, gemi en­kazlarına ve seyir için tehlike oluşturan bölgelere yerleştirilir. Genellikle 1,27 cm’lik çelik levhalardan, 1,5 m’den 3 m’ye kadar değişen çaplarda yapılır ve ağırlıkları 910 kg ile 8.200 kg arasında değişir. Şaman­dıralar, bir tek zincire bağlı, iki ya da üç tonluk beton ya da demir döküm ağırlıklar­la deniz tabanına demirlenir. Günümüzde, cam yününden yapılmış küçük şamandıralar da kullanılmaktadır.

Radar, loran ve öteki seyir sistemleri, 20. yüzyılın son dönemlerinde deniz fenerlerine olan ihtiyacı önemli ölçüde azaltmış olmak­la birlikte, bu donanımlar tümüyle kullanıl­maz duruma gelmiştir. Bugün işletilen bir­çok deniz feneri bütünüyle otomatikleştiril-miş ve gezici teknisyenler ya da yerleşik bakım ekiplerinin sayısı azaltılmıştır. Günü­müzde, elektrikli aygıtların kullanımının artmasıyla modern sanayide kullanılan oto­masyon teknikleri fenerlere de uygulanma­ya başlamıştır.

Sis başladığında deniz fenerlerinin otoma­tik olarak sinyal vermesini sağlayan bir dizi aygıt geliştirilmiştir. Fener gemileri ve deniz fenerleri için gerekli enerji, genellikle bir dizel üreteçten sağlanır. Şamandıralarda ve küçük ışıklı işaretlerde bunun yerine batar­yalar kullanılır.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık